Webshop olarak 20 yıla yaklaşan deneyimimiz ve her biri alanlarında uzmanlaşmış teknik kadromuzla hem kurumsal firmaların hem de bireysel kullanıcıların bilgisayar, bilişim ve internet ilgili sorunlarına çözümler buluyoruz.
Haber Detayı
10 Ocak 2021 - Pazar 11:43
 
Mahalleden Pandemi Manzaraları
Yaklaşık 40 bin nüfusu ile Bakırköy’ün en büyük mahallesi olan Kartaltepe’nin ilk kadın muhtarı olan Y. Didem Koryürek Armutlu, henüz çiçeği burnunda bir muhtarken tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkisi altına alan pandemi döneminde yaşadıklarını kaleme aldı.
- Haberi
Mahalleden Pandemi Manzaraları

Önce Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı, sonrasında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nü başarıyla tamamlayan Y. Didem Koryürek Armutlu, yaşadığı mahalle olan Bakırköy Kartaltepe’ye 31 Mart 2019 yerel seçimlerde muhtar adayı olana kadar, asıl mesleği olan gazetecilik döneminde muhabir, editör ve yönetmen olmak üzere pek çok alanda meslek hayatına devam ederken, bir yandan da çeşitli sivil toplum kuruluşları ve toplumsal muhalefet platformlarında görev aldı.

 

“Hayatım boyunca bir insan, bir kadın ve bir gazeteci olarak çağdaş, bilimsel, laik, cumhuriyet değerlerini önemseyen, çevre ve hayvan haklarına duyarlı, sanatın yaşamdaki değerinin farkında, birleşik mücadeleyi savunan biri olarak yaşamaya çalıştım” diyerek kısaca kendisini özetleyen Koryürek Armutlu,  kimseyi üzmek, duygu sömürüsü yapmak ya da 'aferin' almak için değil, bir parça farkındalık yaratabilmek için pandemi sürecinde yaşadıklarını anlattı.

İşte Kartaltepe Mahalle Muhtarı Y. Didem Koryürek Armutlu’nun kendi kaleminden pandemi dönemi…

 

‘Açık konuşalım ayıp değil

Donumuz dizimize düştü
Bu iş fizikle mantıkla kapanmaz
Elâlem yoksulluğumuzu gördü’

 

1954 yılında yazmış bu dizeleri Edip Cansever. Yıl oldu 2021. Ne değişti diye sormak lazım? Sormanın ötesinde görmek lazım. Görmenin ötesinde çözüm yaratmak lazım. Ben sıradan bir mahalle muhtarıyım. Öncesinde biraz mürekkep yalamışlığım, epey kalem tutmuşluğum var. Hepsi bu. Neler gördüğümü anlatayım.

 

O SÖZLER KULAKLARIMDAN HİÇ ÇIKMADI…

 

Henüz çiçeği burnunda bir muhtarken yakalandık pandemiye. ‘Muhtar ne iş yapar?’ sorusunun yanıtını değiştirmek, istenildiğinde farklı bir mahalle yaratmanın mümkün olabildiğini göstermekti amacımız. Ne kadar gösterebildiğimiz başka bir tartışma konusu. Gelelim pandemiye. İlk önce çok da anlamadık. Bu kadar hızlı yayılacağını, hayatlarımızın kökten değişeceğini düşünemedik. Dedim ya sıradan insanlarız. Yüzümüzü maskelerin içine hapsedince farkına vardık. Derken yasaklar başladı. Bizim mahallemiz İstanbul’da, Bakırköy’ün göbeğinde. İnsanların eğitim düzeyi yüksek, bilinci açık, ekonomik durumu fevkalade olmasa da orta düzeyde. Dışarıdan bakılınca ‘sarsılmadan atlatır’ durumda. Peki gerçek öyle mi? Gerçek pek öyle değil. Yasaklar başladı, çalışmak zorunda olanların dışında herkes eve kapandı. Dükkanların çoğu kepenklerini indirdi. E tamam da kör gırtlak doymak ister. İlla kursaktan geçecek o lokmalar. Bir de kira derdi var. Elektriği, doğalgazı, su da bedava değil ki. Derken muhtarlığımızda çare arayan insanların sayısı 3 katına çıktı. Pandemi öncesinde 150 kadar ihtiyaç sahibi ailemiz varken, pandemide sayı 500’ü aştı. Bazıları daha önce devlet yardımı almış olsa da bazıları yaşamlarında ilk kez çekinerek, yoksulluğun sebebi kendileriymiş gibi utanarak yardım istediler. İş bulamayan kızı ve iki küçük torunu ile birlikte yaşayan bir emekli öğretmenimizin ‘Yaşamımda ilk kez bu duruma düştüm. 25 yıl öğretmenlik yaptım, öğrenci yetiştirdim. Çok utanıyorum’ sözleri kulaklarımdan hiç çıkmadı.

 

AH O RUTUBET KOKAN, KARANLIK BODRUM KATLARI…

 

Hele o bodrum katları. Ah o rutubet kokan, karanlık bodrumlar. Bir mahalleyi gerçekten tanımak istiyorsanız bodrum katlarında oturanları ziyaret etmeniz lazım. Bakırköy’ün en az 50 yıllık, depremde en çok can kaybının yaşanacağı, bir de utanmadan dünya kadar kira istenen bodrum katları. Ha diyeceksiniz ki gitsinler daha ucuz semtlerde yaşasınlar. Demeyin. Herkesin kendine göre bir nedeni var ve barınma temel bir haktır insanlar için. En çok bodrum katlarında oturanlar geldi. Kimi kirasını ödeyemedi, kimi faturasını. 70’lerinde bir teyzemiz ‘Kızım tüpüm bitti alamıyorum, 3 gündür çay bile demleyemiyorum’ deyince anlıyor insan çaresizliği. Bir de çocuklu aileler vardı. 5 yaşında kızı ile birlikte yaşayan bir anne, gıda kolisi götürdüğümde ‘Pandemiden dolayı çalışamıyorum. İnanın bu akşam pişirecek bir şeyim yoktu. Ve sanki bir mucize oldu, koli getirdiniz’ dedi. Bir koli yiyecek bazı insanlar için ‘mucize’ oluvermişti. Koli bittiğinde ne oldu, bilemiyorum. Bir hayırsever Ramazan’da para verdi mesela insanlara. 100 kişiye 300’er Lira dağıttı. Sağ olsun, var olsun. O 300 Lira için insanlar birbirini çiğnedi, pandemi zamanı muhtarlığın önü ana baba günü oldu. Sıraya koyduk insanları, mesafeyi ayarlayıp maske dağıttık. İlaç gibi geldi o para. 300 Lira’ya ihtiyacı vardı çünkü insanların. Yardım edilmiş yoksulluk böyle bir şeydi. Kaymakamlık destek verdi elbette. Limitleri genişlettiler ellerinden geldiğince. Bizlerden, muhtarlardan gelen yardım taleplerini karşılamaya çalıştılar. Ancak onların da sınırları vardı. Bu arada İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve çeşitli dernekler de belirli sayıda gıda kolisi gönderdi. Ama pandemi uzun, yardımlar sonsuz değildi.        

 

GERÇEK MUCİZE, DÜNYAYI DÖNDÜREN İYİ İNSANLARIN DAYANIŞMASIYDI…

 

Ve dayanışma. Ah gözünü sevdiğim dayanışma. Gerçek mucize, dünyayı döndüren iyi insanların dayanışmasıydı. Biz sadece çağrı yaptık. Yalnızca mahallemizde değil, Marmaris’ten Almanya’ya kadar birçok dost, birçok iyi insan, vicdan pusulası hiç şaşmamış birçok yol arkadaşımız destek oldu. Dayanışmayı büyüttük. Alış veriş için market kartları, gıda kolileri, çocuklar için kıyafet, et yardımı ve onlarca maske dağıttık. Hatta Mansur Başkan’dan örnek alıp bakkal bakkal gezdik mahallede. Gücümüz yettiğince ailelerin borçlarını sildirdik defterden. Bakkallar da şaşırdı.

 

Derken okullar kapandı, uzaktan eğitime geçildi. Güzel de bilgisayarı, tableti hatta interneti olmayan çocuklar ne yapacaktı? ‘Bakırköy’de de olur mu canım?’ demeyin. İlkokul öğretmenleri bizi arayıp sınıflarında uzaktan eğitime ulaşamayan çocuklar olduğunu söylediğinde birden ayıldık biz de. Bakırköy Dayanışma Ağı’ndaki dostlarımız ile ortak bilgisayar kampanyası başlattık. Kullanılabilir durumdaki eski bilgisayarları toplayıp tamir ettirerek dağıttık çocuklara. Sonra tablet için çağrı yaptık. O iyi insanlar yine devreye girdi. Bu sefer söz konusu çocuklardı. Dayanışma sayesinde mahallemizdeki 94 çocuğumuzun uzaktan eğitime ulaşmasını sağladık. Hala sırada bekleyen çocuklarımız var maalesef. Tabii bir de çok çocuklu olup tek tablet için kavga çıkan evler var. Hiç almamış çocuklar olduğu için onlara ikinci bir tablet ulaştıramadık.  

 

ULAŞAMADIĞIMIZ KOMŞULARIMIZ VARSA AFFETSİNLER…

  

Bu süreçte en büyük sıkıntıyı yaşayan grupların başında ise 65 yaş ve üzeri vatandaşlar geldi. Özellikle yalnız yaşayanlar ki bizim mahallemizde çok sayıda yalnız yaşayan yaşlılarımız var, büyük sıkıntı çektiler. Bizler Kaymakamlık bünyesinde kurulan Vefa Sosyal Destek Grubu’na dahildik. Elimizden geldiğince alış verişlerini yapmaya, ilaçlarını götürmeye, emekli aylıklarına ulaşmalarını sağlamaya çalıştık. Ama elimizde bir liste yok. Biz muhtar olarak mahallemizde kimler 65 yaş üzeri, hangi adreste yaşıyorlar göremiyoruz. O yüzden ancak bize ya da Kaymakamlığa başvururlar ise bilebiliyoruz. Ulaşamadığımız komşularımız elbet olmuştur affetsinler.       

 

Öte yandan esnaf ve filyasyon denetimleri yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Tek tek hala kapanmamış olan esnaflarımızı gezdik, corona virüs önlemleri konusunda eksikleri var ise uyardık. Ama en çok onları dinledik. Hemen hepsinin derdi aynıydı. Biriken kira borçları, vergiler, faturalar, maaşlar bellerini fena bükmüştü. Pek çoğunun ağzından aynı cümleyi duyduk, ‘Böyle giderse dayanamayız, kapatacağız’…Sonra virüs belası ile uğraşan komşularımızın filyasyon denetimleri başladı. Her gün sistemden gelen listeye göre tek tek gidip evde olup olmadıklarına baktık. Evde olmayan, markete giden, hatta muhtarlığa gelen kişileri bildirdik. Hala da her gün gitmeye devam ediyoruz. Elbette büyük bir mahallede bu ziyaretler kolay olmuyor. Keşke herkes kendi bilinci ile karantina süresince evinde kalsa da gitmemize ihtiyaç olmasa. Karantinadaki ihtiyaç sahipleri için durum daha zordu. Marketler telefon ile evlere servis yapıyorlardı tabii ama markete verecek paranızın olması gerekiyordu. Bazılarını yine Kaymakamlığa bildirerek yardım yapılmasını sağladık, bazılarına Bakırköy Belediyesi’nin Aşevi’nden karantina süresince yemek gelmesini talep ettik. Bazılarına dayanışma ile hazırlanan kolileri götürdük. Sonuçta muhtarlığın bir bütçesi yok ki. Eminim hiç ulaşamadığımız, kendi kaderleri ile tek başlarına boğuşan insanlar da var.     

 

EN ÇOK TALEP EDİLEN BİR DİĞER ŞEY, HALK EKMEK…

 

Bu arada içinden geçtiğimiz şu zor süreçte en çok talep edilen bir diğer şey, Halk Ekmek oldu. Çünkü 1 Lira dahi önemli insanlar için. Çünkü ekmek aslanın ağzını aşıp çoktan midesine indi. ‘Askıda Ekmek’ devam ediyor mahallemizde. Ama yeterli değil, çözüm de değil. Evet, en ideali durumu uygun olmayanlara hiç olmaz ise ekmeğin bedava verilmesi. Hiç olmazsa çok ucuza satılması. Defalarca mahallemizde Halk Ekmek büfesi açılması için başvuruda bulundum. Olmadı. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mobil Halk Ekmek uygulamasına başlamış. Keşke böyle bir mobil uygulamaya başlamak zorunda kalmasaydı. Halkın ekmeği tüm mahallelere sorunsuzca ulaşabilseydi.  

 

TÜM BUNLARI NEDEN YAZDIM?

 

Durum böyle dostlar. Tüm bunları neden yazdım? Yazdım çünkü ekonomiden pek anlamam. Sıradan insanların bildiğinin dışında bir bilgim ya da eğitimim yok bu alanda. Gazetecilik yaptığım dönemlerde de halka yansıması dışında ekonomi ile ilgili bir haber verecekler diye ödüm kopardı. Ama halkın ekonomisini bilirim. Çünkü halk, o renkli grafiklerden, karmaşık sayılardan anlamasa da kendi cebini bilir. Sofrasına koyduğu yemeği bilir. Halk Ekmeği bilir. Pazarların akşam saatlerini, marketlerin dışarıya koyduğu çürük meyve sebzeyi bilir. Yardıma ihtiyaç duymanın yarattığı utancı bilir. Ev sahibine borçlu kalmanın, çocuğuna ayakkabı alamamanın zorluğunu bilir. Herkes kendi yaşadığını bilir. O yüzden Bakırköy’ün göbeğinde bunlar yaşanabiliyor ise varın gerisini siz düşünün demek için yazdım…     

 

 

Bakırköy Kartaltepe Mahalle Muhtarı

Y. Didem Koryürek Armutlu          

Kaynak: Editör:
Etiketler: Mahalleden, Pandemi, Manzaraları,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-176058651-1